page-header

Hakkımda

Bazı işler için sonradan olmaz doğuştan gelmesi lazım denir. Özellikle de liderlik vasfı için. Bazıları gezgin olmayı da doğuştan gelen bir özellik olarak görebilir. Ama ben de öyle olmadı.

90’lı yılların ortalarında bilgisayar ile tanışmam beni bilişim sektöründe çalışmaya itti. Bu zamana kadar da hep severek çalıştım. 2000’li yılların başında Sakarya Üniversitesi‘ni bitirdikten sonra 4 kişi bir araya gelerek başarısız bir ilk iş girişimciliği yaşadım. 6 ay sürdü! Sonra ben de herkes gibi özel bir şirketinin IT departmanında işe başladım.

2004 yılında yıllık iznimde gittiğim Antalya benim ilk gezim oldu. Yapmak istediğim ise kumsalda, otelde kalmak ve yatıp uyumaktı. 🙂 Herhalde o yıllarda durağan bir kişiliğe sahiptim. Sonraki yıl, şu anki ortağım ile birlikte plansız ve programsız bir şekilde Gelibolu’dan Dalaman‘a 8 günlük bir gezide buldum kendimi.  Sonraki bir kaç yıl da bu şekilde yarı hareketli yarı durgun bir şekilde geziler bir anlamda tatiller yaptım. Bu geziler klasik yıllık izin gezileriydi. Şimdiki gibi değildi elbette.

2008 yılında işimden ayrılıp 2. iş kurma girişimimde bilişim odaklı bir şirket kurdum. Son 10 yılımı bu şirkete verdim. Ama yine de istediğimiz noktaya büyük ölçüde gelemedi. Yer yer çok sıkıntılılar oldu; yeri geldi iyi günlerde oldu. Kendi işin olunca çoğu şeyden de feragat etmek zorunda kalıyorsun özellikle de tatillerden. 2008-2018 aralığında ki 10 yıl içinde bir iki istisnayı göz ardı edersek neredeyse hiçbir tatilim olmadı desem abartmış olmam.

2017 yılında o çok istediğim yurt dışı seyahatine gidebilme fırsatım oldu. Aslında ben hep yurt dışına gitmek istemiştim favori yerimde İtalya Roma‘ydı. Ben ise kendimi 2017 yazında İsveç‘te buldum. 🙂 Bir arkadaşımın peşine takılarak 1 haftalık standart ama çok güzel bir tatil geçirdim. Almış olduğumuz 3 aylık Schengen vizesinden dolayı başka ülkelere de geziye gidebilirim diye düşündüm.

İsveç’e gitmeden önce İsveç dönüşünden 1 hafta sonrasına tek başıma başlangıcı Slovenya bitişi Avusturya olan 7 ülkelik bir gezi planı yaptım. Zaten her şey bundan sonra oldu 🙂 Hostellerle bu gezimde tanıştım. Yarım yamalak İngilizcem ile o otobüs senin bu otobüs benim 2 hafta geçirdim. Gittiğim her şehirde 1, 2 gün kalıyordum. 2 haftanın sonunda da Türkiye’ye geri döndüm. 2 ay sonrada birkaç günlük Belçika gezim oldu.

Herkes hayatının belli evrelerinde sıkıntılar yaşayabiliyor; sonuç genelde de hep “alıp başımı gideceğim” noktasına geliyor.  Bende de biraz böyle oldu. Yalnız her şey güllük gülistanlıksa ya da en azından buna yakınsa kimse işini gücünü bırakıp kendini yollara vuramıyor, vurmuyor. Bir şeylerin ters gitmesi, canını sıkan bir şeylerin olması gerekiyor; benim bahanem hazırdı. Bunalmıştım ve hizmet verdiğimiz şirketlerle yer yer sıkıntılar yaşıyorduk. Her şeyi ortağıma bırakıp, 10 yıllık şirketimden, 15 yıllık iş hayatımdan vazgeçip kendimi yollara vurdum. Benim hikayemde böyle başlamış oldu.

Bazen istediğimiz şeyler düzgün gitmiyor; buna katılıyorum ama mümkün olduğu ölçüde hayallerinizden vazgeçmeyin.

Zaman asla geriye gitmiyor ve asla durdurulamıyor…